13 Mart 2012 Salı

Apocalypto


Yönetmen,yapımcı ve senarist etiketlerinin üzerindeki isim Mel Gibson...Oyuncular Rudy Youngblood,Raoul Trujillo,Gerardo Taracena gibi isimler...Yani daha önce hiçbir yerde isimleri geçmemiş, popüler hiçbir filmde rol almamış oyuncular... İzlemeye şans verilmesi için bu iki sebep yeterli olabilir...Yetmedi mi? 
 15.yüzyıl dünyası...Maya Uygarlığı...O zamana ait kıyafetler,takılar,makyaj...Durmak bilmeyen bir tempo...Hayran bırakacak oyunculuklar...Hayran bırakacak çekimler...Vay be dedirttirecek doğa güzelliği...Bunlar yetsin artık...Yetmedi mi?...O zaman git lütfen...

Filme ismini veren Apocalypto kelimesi "Kıyamet" olarak Türkçe'ye çevrilmiş,ülkemizde gösterime bu isimle girmiştir.Fakat film hakkında yazılan çoğu yazıda  Apocalypto'nun "Başlangıç" anlamına geldiği söylenmektedir. Üç farklı sitede rastladığım yorumlarda ise maya dilinde "Jaguar" anlamına geldiği yazılmaktadır.Neyse filmi izleyince ismine de siz karar verin..."Filmin ismi belli neye karar veriyoruz lan, Apocalypto işte?" diyenleri duyar gibiyim...Filmi izlerken Apocalypto ne alaka, acaba ne için bu ismi vermişler dersiniz o yüzden bu açıklamalar...

Mel Gibson... Oyunculuğundan,ne yiyip ne içtiğinden, dini görüşünden, siyasi görüşünden hiçbirinden bahsetmeyeceğim...Çünkü umurumda değil...Benim umurumda olan bu adamın yönetmen koltuğuna oturup bana neler yapabildiğini gösterebilmesi, beni o filmin içine dahil edebilmesi, filmde olan ufak hataları bile görmeyecek kadar güzellikler verebilmesi...İyi oynar, kötü oynar tartışılır...Nasıl yönettiği de tartışılır..Ama Braveheart'ı çeken adam bu...O filmin aldığı ödüller belli..Ödül almasa bile iyi film işte ya..O yüzden yok Mel yapmış yok Hristiyanlık sempatizanlığını filme aktarmış yok şöyle, yok böyle...Duymayın,dinlemeyin,yargılamayın...


İkisi ses biri makyaj olmak üzere üç dalda Oscar adayı olan Apocalypto ödülü ,üç Oscar kazanmış türünün güzel örneklerinden olan El Laberinto del fauno  filmine kaptırmış...Makyajlar,kıyafetler, takılar, dövmeler dönemi bildiğimiz kadarıyla yani kitaplardan, belgesellerden gördüğümüz kadarıyla çok iyi yansıtmış... Yüzün çeşitli bölgelerine takılan ne olduğunu anlayamadığım takılar, vücudun çeşitli yerlerinde herkesinki farklı, dövme olmayan çizgiler, kulak memesi bu kadar büyür mü be dedirtecek küpeler...
Filmin içeriğine çok fazla girmeden edindiğim bilgilerden bazılarını paylaştıktan sonra film ne anlatıyor azıcık ondan bahsedeyim..Spoiler içermez merak etmeyiniz...Filmde ormanda mutlu mesut yaşayan yerli Maya( Aztek diyenler bir hayli fazla) halkının bir anda yağmacı asker olarak lanse edilen kişiler tarafından işgal edilmesiyle başlayan bir yolculuk anlatılıyor...Yolculuk esnasında ana karakterimiz Jaguar Paw'ın ailesine verdiği söz uğruna yapabileceklerine şahit oluyoruz...Bu şahit olma durumu bizlere yüksek tempolu, ne olacak, ne yapacak dedirterek filmi izlettiriyor.. 
Son olarak filmin müziklerinden bahsedelim; Titanik,Avatar,Braveheart,Troy dahil birçok filme beste ve müzik yaparak toplam 32 ödül ve 33 adaylık elde etmiş James Horner'ın beyninden,gönlünden çıkan sıkmayan, yerinde kullanılmış güzel müzikler var filmde..Hele ki yaprağın üzerine birikip ve akmaya başlayan kanın serüveni sırasında çalan müzik çok iyiydi...
2006 ABD yapımı aksiyon-dram türüne yerleştirebileceğimiz film sıkmadan 139 dakika geçirmenizi sağlıyor...O yüzden hiçbir yargıya kapılmadan izleyin işte...
 5 yıldızdan 4 hatta gönül rahatlığıyla 4,5 yıldız verdim gitti...


İliklerine kadar hüzne bulanmış bir adam yalnız başına oturuyordu.
Bütün hayvanlar onun yanına gelip şöyle dedi: "Seni üzgün görmek istemiyoruz.Bize ne istediğini söylersen belki sana yardımcı olabiliriz."

Adam şöyle dedi: "İyi bir görüş gücüne sahip olmak istiyorum."

Akbaba cevap verdi:"Benimkini alabilirsin."

Adam: "Güçlü olmak istiyorum" dedi.

Jaguar:"Benim gibi güçlü olabilirsin."

Sonra adam şöyle dedi: "Yeryüzünün bütün sırlarını bilmek istiyorum."

Yılan cevap verdi: "Ben sana onları gösteririm."

Ve bu böylece bütün hayvanlar arasında devam etti. Ve adam onların verdiği bütün hediyeleri alarak oradan uzaklaştı.

Sonra baykuş diğer hayvanlara dönüp:"Şimdi adam çok şey biliyor ve pek çok şey yapabilir.Birden içimi bir korku kapladı."

Geyik şöyle dedi: "Adam ihtiyacı olan her şeye sahip..Artık üzüntüsü geçecek."

Ama baykuş cevap verdi: "Hayır.Ben adamın içinde büyük bir boşluk gördüm..Asla dolduramayacağı derin bir açlık.Onu üzen de, ona bunları isteten de o.O almaya devam edip duracak...Ta ki dünya ona şöyle söyleyene kadar:"Artık sana verebilecek bir şeyim kalmadı."

4 yorum:

Serdar Durdu dedi ki...

Aynı şekilde ben de ilk izlediğimde 4.5 vermiştim sonradan notunu biraz kırıp 4 yapmıştım. yazdıklarına katılıyorum. seyir keyfi çok yüksek bir film bu :)

Meczup dedi ki...

Kıyamadım,torpil geçtim 4.5 yaptım ben de..Yoksa 4 hakkıdır.Seyir keyfi yüksektir fakat kesme-biçme,kan gibi midede çeşitli etkiler yaratacak sahneler görmeye dayanamayan yanaşmasın...Uyarımızı buradan yapalım :)..Teşekkürler..

Serdar Durdu dedi ki...

evet haklısın bir görevimiz de bu :)

Adsız dedi ki...

Tek kelimeyle mükemmel bir film. Hayatımda izlediğim en iyi 3 filmden biri. Şiddetle tavsiye ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...