23 Haziran 2013 Pazar

Otostopçunun Galaksi Rehberi


Sürekli başıma gelen bir durumdur; elimin altında okunacak kitap-lar- olsa dahi bambaşka bir kitap vardır aklımda adını hep duyduğum, keşke okusam dediğim.. İşte o keşkeyi reele dönüştürebildim aylar önce ama nasip şimdiye konuşmakmış, o zaman başlayayım...

Otostopçunun Galaksi Rehberi.. Kitaplarla az çok ilgisi olan herkesin mutlaka ismini duymuş, ciltli halini görüp hey maşallah be diye içinden geçirmiş olduğu kült kitap. Ansiklopediden bozma görüntüsü netteki yorumlardan anladığım kadarıyla bazılarının gözünü korkutmuş, almaya, okumaya çekinmişler. Buradan o şahsiyetlerin kulaklıklarına eğilip var gücümle şu şekilde haykırmak istiyorum;   "asrın hatasını yapıyorsun ey ölümlü"... ( Çok kibar oldu gerçi daha farklı bişeyler söylemek lazım. )

Aranızdan kaç kişi süregelmiş konforundan, alıştığı düzenden kolaylıkla vazgeçebilir? Peki çok sevdiğiniz, her köşesini sizin yerleştirdiğiniz evinizden? Belediyenin kalkıp bir gün "yıkıyoruz kardeş evini, buradan yol geçecek, hadi bakalım çıkma vakti." dese "eyvallah kardeş, tabii ki belediyeye can feda" kaçımız diyebilir? Arthur Dent de sizin gibi düşünüp, güzelim evimi kimselere yar etmem diyor kapısına dayanan görevlilere. Tabii ki bu durum yetmiyor birebir üstlerine gitmek gerek. İleri ki günlerde  rutin haline gelecek buldozer önünde çamur içinde yatma günleri başlıyor Dent için. Gene o günlerin birinde Dent'i n göz hizasında bir karartı oluyor. Gölgenin ne olduğunu anlamak için merakla açtığı gözlerinin önünde, takıldığı bardan tanıdık bir sima Ford Prefect. İşte bu tanışma sonrası başlıyor tüm hikaye.

Bu ikiliye yüce başkan Zaphod, depresif robot Marvin, Trillian, Vagonlar, Derin Düşünce derken (şu an aklıma gelmeyen birçok isim) bir sürü isim ekleniyor ve olaylar katlandıkça katlanıyor. Oturup en başından nasıl başladığını, olayların nasıl ilerlediğini ve nasıl sonuçlandığını anlatacak değilim. Siz de zaten sakın ha okumayın. Eğer ki bu kitap hakkında en ufak bişey okursanız tüm büyüsü, tüm orijinalliği gider. Tıpkı tüm kitaplarda olduğu gibi. Zaten anlam veremiyorum eleştiri yazısını kitabın girişinden bir kuple, gelişmesinden bir kuple yazıp hadi gene şanslısınız bak sonunu söylemiyorum deyip yayımlayanlara. Keza arka kapak yazısını yazıp bide yazar hakkında bilgi verip bak ben kitabı yazdım diyenleri de. Umarım bir tek bana saçma gelmiyordur bu durum?

Galaksimize dönelim. Ucu bucağı olmayan, evrenin sonunda muazzam lezzetli yemeklerin yapıldığı bir restoranı olan galaksimizde işler yolunda değil bir şekilde. Bir soru var ki cevabı bilindiği halde ne anlama geldiği bilinemeyen. İşte bu soru ki bizimkileri oradan oraya sürükleyen, maceradan maceraya atlatan, her bir sayfasını yok artık canım diyerek çevirmenizi sağlayan, hele ki bir dipnotları var ki o dipnotları okudukça "ya sen nasıl bir kitapsın allasen!" demenizi sağlayan bir kitap bu. Absürt komedi / bilim-kurgu filminin sayfalarını çevirir gibi okuyacağınız bir kitap bu. Bir kitabın bu kadar komik olamaz demenize sebep olacak bir kitap. Bu kitap ki her ölümlünün tüketmesi gereken bir kitap o kadar...

Ciltli almayıp sırayla okuyacağım diyorsanız, sırasıyla kitaplar; "Otostopçunun Galaksi Rehberi", "Evrenin Sonundaki Restoran", "Hayat, Evren ve Herşey", "Elveda ve Bütün O Balıklar için Teşekkürler" ve son olarak " Çoğunlukla Zararsız". Ayrı ayrı okuduğum için kitaplar arasındaki farkı az çok  kestirebiliyorum. Ciltli olarak okuyan tek bir kitabı okuyormuş gibi hissettiği için belki anlayamaz. Kaldı ki ayırt edecek çok da bişey yok. İlk iki kitap su gibi aktı elimde. İlk sayfadan kendine bağlamayı başarıyor. Üçüncü kitap daha bir yüzeyseli durağan gidiyor ilk iki kitaba ve son iki kitaba göre, adeta bir köprü görevi görmüş gibi diyebilirim. Ama sıkıyor mu haşa! Şu kitaba sıkıyor diyen çarpılsın zaten direk! Zevkler, renkler fasa fiso bırakın yani! "Çoğunlukla Zararsız" ın yeri farklı tabii. Veda etmeyi istemediğiniz birini terminale bırakır gibi. Aynen bu hisle çeviriyorsunuz sayfaları. Zaten bitmesin diye son sayfaları inadına okumadım, valla okumadım. Ama her güzel şeyin illa ki kaçınılmaz bir sonu vardır. Kapattım son kapağını dayadım göğsüme, sevdim küçük kitabımı. Her okuduğum kitabı seviyorum, ya daha çok ya daha az.. Hepsini almıyorum bağrıma en son Uzun Hikayeyi almıştım, şimdi de bu! Bu ne diye sizin için bir kıstas olsun bilmiyorum. Ama öyle işte çok sevdim ben bu kitabı...

Ciltli okumadım ama her kitabevine gidişimde elime alıp severdim. Ta ki birkaç güne kadar. Hayatımda alıp alabileceğim en güzel hediyeyi aldım. Kutu içinden kitabevinde elimde gezdirdiğim ama o kapıdan çıkarken hazin bir şekilde ayrılmak zorunda kaldığım o muazzam ciltli güzellik karşımda. Yaşadığım mutluluğu varın siz tahmin edin. Yollayanın elleri, yüreği dert, keder görmesin inşallah!

Otostopçunun Galaksi Rehberi bir kült. Her kafanın yazamayacağı, her işini iyi bilen insanın bu kadar geniş bir yelpazeye çıkamayacağı bir iş. Bundan mahrum kalmak, kalmamak sizlere kalmış. Bu kitap hakkında aylar sonra iki üç kelam etmenin buruk gururuyla sizlere tavsiye ediyorum. 42' nin anlamını bilmeden, boynunuza bir havlu atmanın ne demek olduğunu bilmeden göçmeyin, okuyun!


4 yorum:

Mshn dedi ki...

Bende de ciltlisi var, yeterince gaza da geldim. En kısa zamanda başlıyorum o zaman. :)

mec.si dedi ki...

başla başla, seveceksin garantisini veriyorum. Beğenmezsen de ben buralardayım cevap için :)

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Nefis bir seridir :) DNA herkes tarafından sevilen birçok yazarın atıfta bulunduğu bir isimdir, bu arada çok başarılı olmasa da filme de çekildi :)

mec.si dedi ki...

Kesinlikle nefis bir seri. Buradan serinin tüm kitapları için ve tabii ki tüm balıklar için teşekkürlerimizi yollayalım Adams' a :)

Filminden haberim var ama çekimserim izleyip izlememek konusunda. Uyarlamaların nasıl olduğu malum. "Çok başarılı olmasa da" tabiri de iyicene soğuttu hani :) bakalım belki şans veririm, o dünyayı ne kadar yansıtmışlar bir görmeli.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...